Yazılarım E-postana gelsin.

Yaz E-Postanı!

27 Eylül 2016 Salı

Filmin Sonu Mu Başlangıcı Mı?

Özlem Ekici



-Kayıtta mıyız?
-Hayır.
-Başlıyorum..

   On yaşındayken günlüğümün ilk sayfasına şunları karalamışım; bugün babam okuduklarımı yaktı. Ben de ateşi kalem sayıp yazmaya başladım.
    İşte o günün üstünden tamı tamına dokuz yıl geçti bugün. Hala da ateşten kalemimle işliyorum defterime satır satır hayatı. Yazdım, yazdım, yazdım. Kafamdaki seslere inat yazdım, babama inat yazdım. Tükenmedi kalemimin mürekkepi. Mürekkep diye koydum acılarımı, işledim bembeyaz sayfalara, sayfaları kirlettim yaşanmışlıklarımla.

23 Eylül 2016 Cuma

Kalp ve Akıl

Özlem Ekici

Duymazdı kalbin önceden duyduğunu akıl.
Kalp; ilk uyanan, ilk işiten ve hissedendi.
Bu yüzden kalbin önünde aklın eğilişi.
Cennetten kovulmuşların da kaybedişi,
kalbe yüz çevirmelerindendi..
Değil mi kalp;
evirip çeviren, var eden, yok eden, tutuşan,
tutuşturan tüm duyguların kaynağıydı.

Kalp; şimdi kabuğunu kırıp,
inciye ulaşmaya aday bir istiridye olmanın telaşındaydı.
İki kalbin birbirine akma anının yaşadığı vakitte;
başka kalpler de uykusuzdu merakın göğsünde...
Bu yüzden bir tek geceler şahitti
meraklı aşıkların uykusuz gözlerine..






20 Eylül 2016 Salı

Biri Bana Sakin Desin

Özlem Ekici



Biri bana sakin desin ortalık fena karışık
Biri beni dinlesin
Anlasın biri beni
Biri gözlerime baksın
Ortalık fena karışık..

Ayın boynu bükük, neden?
Neden bulanık hep suyum?
Sevmiyor işte beni, biriniz de anlayın
Biriniz şarap getirin, yakarım yoksa ağaçları
Su serpin, tuz dökün, bakın her yerim kanıyor
Ne deseler kanıyorum, sahi ben aptal mıyım?
Bütün seyyar satıcılara yanaşasım geliyor
Yancı bir kederdeyim bütün imkanlarım sakat
Biri bana he desin
Hak versin biri bana
Hak versin geberiyorum
Biri tez şarap getirsin
Şirintepe parkındayım
Ağır ve ağrılıyım, inanmıyorsanız bakın

Babaa! Üşüyorum. Kimse farkımda değil
Birileri bir şey yapsın
Ateş yaksın, çay demlesin
Ne bileyim, bir şey işte
Biriniz de söyleyin lan, neden beni sevmiyor?

Hayata nakavt oldum, izahın tek tarifi tuş
Puştun biri miyim ne hiçbir şeyi haketmeyen
Veysel gelsin beni alsın Şirintepe parkındayım
Bira ve Cin ve Parlement ve yarısı yenmiş Biskrem
Gözlerim mi seğiriyor ben mi yanlış görüyorum?
Onu mu görüyorum hayal mi görüyorum?
Kalkıp gitmem lazım lakin kıçımı kaldıramıyorum
Baba! Beni uyutsana bir süre uyanmayayım
Anneme söylesene ekmeğime salça sürsün
Sen yalan söylemezsin hiç, söyle beni seviyor mu?
Baba! Bak ben çok ciddiyim ortalık fena karışık

Baba, bana 'oğlum' de 'hadi eve gidelim-Baba! Söylesene bana, beni neden sevmiyor?


                                                   
                                                                             -ALİ  LİDAR      











19 Eylül 2016 Pazartesi

Galina ve Nazım

Özlem Ekici
   
    Nazım Moskova'da hastalanarak hastaneye yatırılır. Galina orada çalışıyordur. Hastane koridorunda Nazım'ın yanına gider ve “Siz Nazım Hikmet misiniz?” diye sorar. Nazım “Evet. Lanet olsun, hasta oldum.” der. Bunun üzerine Galina Nazım'a “Nazım Hikmet bir şeyiniz yok, iyileşeceksiniz.” der ve onu odasına götürür. Birçok hastası olmasına rağmen Nazım'ı sık sık ziyaret eder Galina. Nazım'la birbirlerine sorular sorarlar. 
      Bir gün Galina nöbetteyken Nazım elinde daktilosuyla Galina'nın odasına gider ve ona “Benimle geliyor musun? Yoksa gelmeyip beni ölüme mi terk ediyorsun?” diye sorar. Galina önce Nazım'la gitmek istemez. Ama Nazım ısrar eder ve Galina'nın annesine onu yanında götürmek istediğini söyler. Annesi ilk önce izin vermez. Ama Nazım onu ikna eder ve Galina'yla bir eve yerleşirler. 
      Nazım ve Galina birbirlerinden hoşlanıyorlardır. Galina taşındıkları evde Nazım'a bakar ve iyileşmesi için elinden geleni yapar. Galina çok aşık olur Nazım'a. Yıllar sonra “Gerçekten hala Nazım Hikmet'e aşık mısınız?” diye sorarlar Galina'ya. “Onu o kadar çok sevmiştim ki. Vera elimden kaçırdı. Bu ana kadar da hep sevdim. Onu deliler gibi seviyorum, seveceğim. Onunla birlikte geçirdiğim yedi yıl benim tüm ömrüme bedel.” der Galina.
       Galina sevgilisiydi Nazım'ın. Ama neyi olduğunu o da bilmiyordu. “Nazım Hikmet'in hayat yoldaşı ve sevgilisiyim. Ben de neyi olduğumu tam olarak bilmiyorum aslında.” der Galina. Nazım'da çok severdi Galina'yı. Galina, 17 yaş küçüktü Nazım'dan. Galina'yla beraberken Münevver'le evlidir Nazım. Münevver'in Nazım'a yazıp yolladığı mektupları Galina'yla beraber okurlar. Galina kendini çok suçlu hisseder. Başkasının sevgisini çaldığı hissine kapılır. 
     Bir gün Galina ve Münevver Moskova'da tanışırlar. Münevver, Galina'ya Nazım'ı iyileştirdiği için saygı ve sevgilerini iletir. Bundan sonra Galina Nazım'a kendisine şiir yazmasını yasaklar. Çünkü Nazım'ın yazdığı bütün şiirler Türkiye'ye gidiyordur. Münevver'in bu şiirleri okuyup üzülmesini istemez Galina. Ne acı. Başka bir kadının mutluluğu için kendi mutluluğundan vazgeçer. Aşık olduğu adamın başka bir kadına şiir yazışını seyreder yedi yıl boyunca. Galina, asla Nazım'ın hayatındaki kadınlar hakkında kötü bir şey söylemez. Çevresindeki bazı insanlar Galina'ya Nazım'ın onu kullandığını söyler. Ama aldırmaz Galina. Nazım'la hastanede ilk tanıştıklarında Galina Nazım'a “Kesinlikle bana aşık olmayacaksın ve benim için asla şiir yazmayacaksın.” diye şart koşar. 
      Bir gün Vera ve Nazım yurtdışına giderler ve orada birbirlerine aşık olurlar. Nazım Vera'yı görünce Galina'yla taşındıkları evden hiçbir şeyini almadan Vera'yla gider. “Galya merhaba. Bugün gidiyorum. Sağlığım fena sayılmaz. Tek sorunum iyi uyuyamamak. Çalışıyorum. Şiir yazdım. Münevver'e para gönderdiğin için teşekkür ederim. Ben, senin sadık bir dostunum. Sen de benim kızımsın. Öpüyorum. Annene, Anka'ya selam söyle. Güzel süveter için teşekkür ederim.” diye bir mektup yazıp bırakır Galina'ya. 1963'te ölür ve Moskova'ya gömülür Nazım. Galina, Nazım'ı ölü haliyle düşünmek istemediği için asla Nazım'ın mezarına gitmez. Nazım öldüğünde cenazesine Münevver ve oğlu Mehmet'i de Galina çağırır. Nazım'ın cenazesinden sonra elinde olan tüm belgeleri, mektupları Münevver'e verir. Galina, ölene kadar sevdi Nazım'ı. Onunla konuşmak için evine gelen Türk şairlere “Sende Nazım kokusu var.” deyip sarıldı.








9 Eylül 2016 Cuma

Sesimi Unuttum

Özlem Ekici



Gözlerin karanlığa alışırsa ışığı aramazsın, 
kulakların sessizliği severse sesinin varlığını unutursun.










4 Eylül 2016 Pazar

Karanlığı Sorgulamak

Özlem Ekici

Kalbim karanlıktasın!
Olmadık sorular içinde boğulmaktasın!
Neyin eksikliğinde hangi ruhun yokluğundasın?

Ey kalbim, 
Var olmak için neyin idrakine muhtaçsın?

Karanlık yoklamasa seni, 
Rüyalar bölmese uykularını,
Uyanmak belki de nasip olmayacaktı bahtına!
Öyleyse gel ey kalbim,
Senle karanlığı sorgulayalım.







1 Eylül 2016 Perşembe

Söylenenlere Dikkat!

Özlem Ekici

Bazı kelimeler, 
cümleler çok söylendiğinde kendi ile birlikte, 
dile getirenin de değerini düşürüyor.










Copyright 28.02.2016 - 2017© , Blogger Templates | Blogger Kişisel Blog Sitesi

Levla'nın Not Defteri - Kişisel Blog | Copyright © 2017