Yazılarım E-postana gelsin.

Yaz E-Postanı!

3 Ocak 2017 Salı

KARLA GELEN

Özlem Ekici

Geldiğin gece kar yağmıştı kentin üstüne
Gökyüzünden sorular düşüyordu hiç durmadan.
Nasıl da kalabalıktın sen; bütün kollarımla
Sarılıyordum da vücuduna, kapıda kalıyordu
Yine de bir yarın... İlk o zaman anlamıştım
Bu eve fazla gelen bir yanı vardı bu buluşmanın
Ve daha o geceden belliydi, aşkımızın
Boyumuzu aşan yüzlerce ayak izinden
Ve kar sıcağı sorulardan yapıldığı.

Alıştığımız bir şey değildi oysa, karda tipide
Sulara düşmek bir ateşin ağzından,
Yeni bir ejderha oluvermek buzul çağında
Ve ansızın çatlatabilmek zamanı
En ağır yerinden.

Yüreğini düşürmüş binlerce sevgiliden
Kopuşa kopuşa mı buluşmuştuk seninle,
Beynindeki canavarı mı öpmüştük
Kentin bütün kitap yüklü merkeplerinin?
Ne çok avcı yağmıştı gözlerinin peşinden
Ve ne çok çığ dayanmıştı kapımıza.
Görmüşlerdi seni saksafon çalar gibi öptüğümü
Ve yıllarca düş kırıklığı toplayan şairin
Yerin altında artık bir aziz
Kent maketi kurduğunu.

O gece ilk defa, aşkın bu kente
Yenilmediği bir yerdi sokağımız.
Ahlak masasına yatırılmış ömürlerden
Çılgın saatler çalıyorduk çünkü hiç çekinmeden
Ve bir gecede kim bilir kaç bin yıl yaşamıştık
Unutulmuş bir uçurumu emzirirken.

Lanetlenmiş yüksek tansiyon vakitlerinde
Kalbimiz ancak bu kadar hızlı koşabilirdi
Ve az kalsın yanıt verecekti durgun sulardan:
Nedir çocuk ölmek her şey yaşlanıyorken.
Gelişin çünkü kutsal bir okyanusu
Yutmak istemesiydi iki küçük balığın;
Kapı kolu, ip ve korkudan ibaret bir öyküyü
Yere çalmasıydı çürük diş şövalyelerinin.

Sen beni tuzlar kadar sevmiştin,
Ben seni karlar kadar, sevgim sevginde erimiş
Sevişmiştik, erimiştik kaynar sulara.
Oysa bilirsin nicedir
Bir yağmur bedduasıydı aşklar
Ve her şey ne kadar da aşağılıktı.

Geldiğin gece kar yağmıştı kentin üstüne
Gökyüzünden gözlerin düşüyordu hiç durmadan,
Kar sıcağı sorular kadar tehlikeli gözlerin.
Ne kadar güzeldin, bütün resimlerin ve eşyaların
Sözünü kesiyordu yüzün. Bedenin dolusu
Karadeniz kokuyordun... Sendin elbet hayatın
Altımdaki iskemleye vurması yakın bir ânında
Kirpikleriyle ipimi kesen peri; soluğunu
Tehlikeyle sıvayan kadın.

Gözlerin her şeyi değiştirebilir miydi?
Salıncağa  binmiş bir zerre gibi kim bilir
Kaç kez esrimiştim inanabilmek için buna.
Ve yalnızca kellemi değil, bütün bir
Bedenimi almıştım koltuğumun altına.
Donmuş kan damardan kovulmalıydı çünkü
"böyle olmalıydı ve oldu işte."

Tabulardan koleksiyon kurmuş bir kent için
Elbette ki toplumsal bir sorundu kalbin.
Bütün avcıları peşine takacak kadar
Çok sevmiştin çünkü uçmayı, yasaklı
Serüvenler getirmiştin. Ve nasıl da kalabalıktın
Bu eve fazla gelen bir yanın vardı senin,
Bütün kollarımla sarılıyordum da vücuduna
Kapıda kalıyordu yine de bir yarın.

Belli ki toplamadan gelmiştin ayak izlerini,
Kilitlenmiş adımlarla örtülü bir kente
Yalnızca kabına sıkışmış bir kıpırtı
Kalmasın diye eyleminden...

O gece anlamıştım: her yerinden yüreği
Taşan bir kadındır bir şaire gereken;

Bir karla gelendir, bir kardelen.

Devrim DİRLİKYAPAN                  





Özlem Ekici / LEVLA LAVİN

Blogger, Grafik Tasarımcı, Öğrenci

7 yorum:

  1. kaleminize sağlık...
    blogger keşif etkinliğinde sayfanızı farkettim..
    bende beklerim...

    http://blogdakicin.blogspot.com.tr/

    YanıtlaSil
  2. Çok güzel bir şiirdi... Teşekkürler Levla. Sevgiler :)

    YanıtlaSil
  3. blogunu takıbe aldım bende beklerım :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim, hoş gelmişsin :) Ben de gelirim tabi :)

      Sil
  4. Ece ablaminda söylemiyle çok güzel bir siirdi. Teşekkür ederiz. Bende blogger g azetemizden geldim. Seni tanıtmış. Böyle guzel şiirler ve seninle tanıştığımda memnun oldum. Bende beklerim

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim :) Beğenmenize çok sevindim, hoş gelmişsiniz. :) Ben de gelirim tabi ki, tanıştığımıza çok memnun oldum. :)

      Sil

Copyright 28.02.2016 - 2017© , Blogger Templates | Blogger Kişisel Blog Sitesi