Yazılarım E-postana gelsin.

Yaz E-Postanı!

31 Mart 2017 Cuma

KALBİM UNUT BU ŞİİRİ

Özlem Ekici
Uğuldayan ve hep uğuldayan 
bir orman kadar üşüyorum şimdi 
yanlış rüzgârlar esiyor dallarımda  
yanlış ve zehirli çiçekler açıyor  
Kanımda kocaman gözleriyle bir çığlık  

Su ve ses kadar beklediğim  
ne kaldı geride, bilmiyorum  
uzanıp uyumak istiyorum gölgeme  
ve sarınmak o kocaman gözlerin  
uğuldayan rüzgarlarına  

28 Mart 2017 Salı

Pınar'ın Tuvali: Resim Yarışmaları

Pınar Ekici
  Pınar'ın Tuvali ikinci yazısıyla merhabalar dostlarım,
Bugünkü konumuz resim yarışmaları... Bilindiği üzere yaşadığımız yerlerde birçok resim yarışması yapılmakta, ben de zamanında birçok resim yarışmasına katıldım. Bugün sizlerle bunları konuşalım istedim.

  Resim yapmaya da bir yarışma ile başlamıştım. Girdiğim bu ilk yarışmadan ikincilik almıştım. Süreyi yetiştirememiştim, zorla resmi bitirmiştim. İkinci kez daha iyi bir şekilde girdim bir yarışmaya daha. Daha iyi hazırlandım, süreyi iyi ayarladım, resmim dolu doluydu. Bu çabalarım karşısında birinciliği almıştım. Resim yarışmaları motivasyon için çok iyi geliyordu. Resim becerimi süreyle kısıtlamak beni sıkıyordu ama el çabukluğumu geliştirdi. Şimdi sizlere ilk girdiğim yarışmanın ve ikinci girdiğim yarışmanın öyküsünü anlatacağım. Umarım beğenirsiniz.

26 Mart 2017 Pazar

SON YAPRAK

Özlem Ekici
  Ülkenin batısındaki küçük bir mahallenin bir sokağının neredeyse tamamı ressamlardan oluşmaktaydı. Bu mahallede, üç katli bodur bir tuğla yığınının tepesinde iki kız arkadaşın stüdyoları bulunmaktaydı.

  Alt katlarında ise yaşlı bir ressam otururdu. Günlerden bir gün kız arkadaşlardan biri zatürre hastalığına yakalandı.

  Genç kız günden güne eriyordu. Bir gün, arkadaşı resim yaparken O da yatağında pencereden dışarı bakıyor ve sayıyordu... Geriye doğru sayıyordu. "On iki" dedi, biraz sonra da "on bir"; arkasından "on", sonra "dokuz"; daha sonra, hemen birbiri ardına "sekiz" ve "yedi".

  Arkadaşı merakla dışarı baktı. Sayılacak ne vardı acaba? Görünürde sadece kasvetli, bomboş bir avlu ile altı yedi metre ötedeki tuğla evin çıplak duvarı vardı. Budaklı köklerinden çürümüş, yaşlı mı yaşlı bir asma, tuğla duvarın yarı boyuna kadar tırmanmıştı.

24 Mart 2017 Cuma

İDRİS'LE KONUŞMA

Özlem Ekici
-İdris, sen ne yapıyorsun kuşların yanında
-İdris'le konuşuyorum

Kuşları okuyorum içimde, ağacın kuşlarını
Yeni pişmiş çilek reçeli gibi kaynayan
Dalların üzerinde
Gemilere dadanan kuşları okuyorum bir de
Göklerde bir başına dolaşan
Görkemle
Büyük denizlerdeki yalnız kuşları
Ve okuyorum yıllardır bütün yalnızlıkları

21 Mart 2017 Salı

Lokman Hekimin Sev Dediği

Özlem Ekici

Bu yürek 
Seni seveceğini biliyordu herhalde 
Bu kafa seni kuracağını seziyordu hanidir 
Bire bin veren buğday 
Elmadaki mayhoşluk 
Hukuki beşer 
Çınçınlı hamam 
Çizmedeki kedi 
Sanki elleriyle koymuşlar gibi 
İkimizden bir işmar 
Seni sevmemiş olsam , sözlerim yarı yarıya 
Gözlerim yarım 
Ellerim çolak hüseyin eli 
Seni sevmesem , nefes almayı beceremem ki 
Bugün günlerden ne ? 
Cumartesi 
Seni sevdiğim için , Cumartesi elbet 
Seni sevdiğim için , bak temmuz ayındayız 
Ayşe onbaşı , pir sultan abdal , büsbütün sevdalıyım sana


19 Mart 2017 Pazar

SAHRA - 1

Özlem Ekici
  Mavi bir masa örtüsü, üzerinde siyah mürekkep lekeleri yer yer eskimiş ve ağarmıştı. Gökyüzü o gün daha bir karanlıktı ona göre. Havanın aydınlanmasını hiç olmadığı kadar çok istemeyerek yatağında bekliyordu. Ah, yine bekliyordu. Etrafta bir çöl sessizliği vardı, tıpkı o günkü gibi. Kulaklarında pencereden içeri giren serin bir hava uğulduyor, her şey ona anlamsız ve gereksiz geliyordu.

  Yavuz o gün daha bir hüzünlüydü. Bir yıl olmuştu. Tamı tamına bir yıl altı saat. Gitmişti giden ve bekleyen hala aynı yerinde mesaisine kaldığı yerden devam ediyordu. Kara ve bir o kadar buğulu gözlerini hala aklından çıkaramamışken bir anda doğruldu yatağından, masanın üzerindeki solmuş çiçeklere göz attı. Yataktan aşağıya düşmüş mektuplar arasından birini avucuna alıp burnuna götürdü. Artık kokmuyordu. Yatağın kenarındaki eldivene uzandı parmakları ve nedense tutmadan elini geri çekti.

17 Mart 2017 Cuma

Yazar Olmak

Özlem Ekici
 Yazar olmak dünyayı değiştirmek ve bu yeni dünyanın kapılarını aralamaktır diyebiliriz kısaca...
  Ne yazacağımı kara kara düşünürken aklıma gelen ilk cümleleri sarf etmek daha cazip geldi bir an için. Ne olursa yani öyle gelişigüzel bir şekilde… Belki bir şiir ya da bir özdeyiş, ya da bir öykü… Derken aklıma yazarlık neydi sorusu takıldı.  Yani ne içeriyordu ve hangi değerlere sahipti sorusu? Çünkü yazarlık denilen süreç sancılı bir seçimdi ve fazlasıyla acı doluydu. Ve beni meşgul eden de buydu sanırım. Yazar olmanın değerleri… İsterseniz sayalım.
O öncü olandı.
O farklı olandı.
O taşıdığı kaygıyla ve düşüncelerle kutsal olmalıydı.
Unutmayalım ki kutsallık sadece tanrıdan gelmez, üstlenilen görevler ve buna inançtan gelir, bunun uğruna feda edilenlerden gelir.

15 Mart 2017 Çarşamba

KIRMIZI TEYP

Özlem Ekici
  Küçük kırmızı bir teybim vardı bir zamanlar. Tek derdim onu çalıştırmaktı. Kaset kapağını kırmıştım. O olmadığı zamanlar daha iyi çalışıyordu çünkü, kimse anlamazdı öyle olduğunu ama dediğim doğruydu. Sarardı bazen kaseti. Devamlı tetikte olmalıydın, kulağına garip bir ses geldi miydi hemen stop düğmesine atlaman gerekirdi. Kendimi sarılan ve de kopan kasetleri tamir etmek konusunda uzmanlaştırmıştım. İncecik alt kısmından yama yapabiliyordum kasete. Çok kıymetliydi kasetlerim. Her seferinde özenle dizerdim onları rafıma.
  Kayıt yapardım bazen. Volkmenimden sesi alıp kabloyla kırmızı teybimin mikrafon kablosuna uç uca ekledikten sonra ‘record’ tuşuna bastın mıydı o çıkan cızırtılı ses dünyanın en güzel kaydıymış gibi gelirdi. O benim eserim olurdu.
  Aşık olurduk bazı şarkılara. Kasetin tek yüzünü full aynı şarkıdan kaydetme modası vardı o zamanlar. Şimdiki gibi cd ve de ‘repead’ fonksiyonu yok tabi. Bir şarkıyı defalarca kez dinlemek için ne yapacaksın? Tek çare bir kaset feda etmek..

13 Mart 2017 Pazartesi

Benim Adım Yaprak

Özlem Ekici

Benim adım bir yaprak yalnız düşerim dalımdan.
Bir menekşe kokar uzak diyardan.
Nice pay biçtim kendime senli bir yaşamdan.
Olmadı, olduramadık.

Ben bir neşe sandım seni kaf dağında.
Bir tüten alevmiş aşkın peri bacalarında.
Bir yar öte senden gerek bana.
Olmadı, olduramadık.

Kimi zaman ağladığımdan çok güldüm sana,
Kimi zaman bende ben yoktu, her şey sana,
Kimi zaman ben dar iken rahat sana,
Olmadı, olduramadık, olduramadım...

8 Mart 2017 Çarşamba

ÖNEMLİ NOT!!!

Özlem Ekici
Merhabalar,
Bu yazıyı yazma amacım: ilk kez böyle bir şeye kalkışacağım için sizlere duyurmaktı.. Blogun eski halini -temasını, hani şu siyahlı olan- bilenler bilir. Blog dünyasında sıradanlaştığımı düşünüyorum ve evet eski temama geri döneceğim. Buna ek olarak da blogun ismi ve içeriğinde ufak bir değişim gerçekleşecek. Sayfalar, yazılar vb bazılarını bulamayabilirsiniz.
Blogger urlmiz değişeceği için sizi uyarmak istedim. Eğer ki url üzerinden blogumuza giriyorsanız bir dahaki girişte blog bulunamadı gibi bir yazıyla karşı karşıya kalabilirsiniz.
levlagridekisiyah.blogspot.com.tr adresindeki levlagridekisiyah kısmı değişecek. Bilginize...

Neden bu değişim derseniz, yazmama ve içimi rahat tutmama daha bir yardımcı olacağını düşündüğüm için bunu yapıyorum. Temamla oynamayı özledim ve o tema kesinlikle bana özgüydü. Bunu düşününce evet onu kullanmalıyım diyorum. Umarım beni anlıyorsunuzdur. Neyse efendim, bu url değişikliği izleyici olanlar açısından sıkıntı yaratmayacak, merak etmeyin. Bizi yine takip ettikleriniz kısmında bulabileceksiniz. E-Posta abonelerimize gelince gerçekten onlara nolacağını bilmiyorum. Ama sanırım tekrar abonelik gerekecek.

Şimdilik bu kadar. Birkaç gün sonra yepyeni bir içerik ve isimle döneceğiz. Hoş kalın.

2 Mart 2017 Perşembe

Çekinceli İnsan

Özlem Ekici

  Çoğu insanın yapmaktan imtina ettiği şeyler: özür dilemek, teşekkür etmek, birini yaptığı bir iş için/başarılı olduğu için övmek ve gözyaşı dökmek. İçlerine bir de bilmiyorum demeyi katabiliriz. İnsanın gururu bu tür şeyler yapmasına engel. İnanın bana bu kelimelerden kaçtığınızda ne siz daha yüce birisine dönüşüyorsunuz ne de dünya daha güzel bir hal alıyor.

Copyright 28.02.2016 - 2017© , Blogger Templates | Blogger Kişisel Blog Sitesi

Levla'nın Not Defteri - Kişisel Blog | Copyright © 2017