Yazılarım E-postana gelsin.

Yaz E-Postanı!

15 Mart 2017 Çarşamba

KIRMIZI TEYP

Özlem Ekici
  Küçük kırmızı bir teybim vardı bir zamanlar. Tek derdim onu çalıştırmaktı. Kaset kapağını kırmıştım. O olmadığı zamanlar daha iyi çalışıyordu çünkü, kimse anlamazdı öyle olduğunu ama dediğim doğruydu. Sarardı bazen kaseti. Devamlı tetikte olmalıydın, kulağına garip bir ses geldi miydi hemen stop düğmesine atlaman gerekirdi. Kendimi sarılan ve de kopan kasetleri tamir etmek konusunda uzmanlaştırmıştım. İncecik alt kısmından yama yapabiliyordum kasete. Çok kıymetliydi kasetlerim. Her seferinde özenle dizerdim onları rafıma.
  Kayıt yapardım bazen. Volkmenimden sesi alıp kabloyla kırmızı teybimin mikrafon kablosuna uç uca ekledikten sonra ‘record’ tuşuna bastın mıydı o çıkan cızırtılı ses dünyanın en güzel kaydıymış gibi gelirdi. O benim eserim olurdu.
  Aşık olurduk bazı şarkılara. Kasetin tek yüzünü full aynı şarkıdan kaydetme modası vardı o zamanlar. Şimdiki gibi cd ve de ‘repead’ fonksiyonu yok tabi. Bir şarkıyı defalarca kez dinlemek için ne yapacaksın? Tek çare bir kaset feda etmek..
  Takır tukur sesler gelirdi her ‘play’ tuşuna bastığımızda. Kaset biterdi ters çevirmek zorunda kalırdık. İleri sarmak gerekirdi bazen ya da geri. Eğer pilli bir cihaz kullanıyorsan, cihaz ile sardırmak pili çabuk bitirirdi. Çözüm bir kurşun kalemi kasetin deliklerinden geçirip kaseti kalem vasıtasıyla çevirmekteydi. Takır tukur sesler gelirdi her seferinde, dijital değildi düğmeler o zamanlar.
  Sesi bozulurdu bazen. Kolonyalı pamuğu, kafasına ‘play’ tuşu basılıyken sıkıştırıverirdim. İçine alırdı pamuğu dönerken, döndükçe de temizlenirdi. Çok net bir şekilde anlayabilirdim bakımını yapmadan öncesini ve de sonrasını. Kasetçalarların kafalarını temizlemek bakımı için önemli bir noktaydı. Eğer bakımını yapamıyorsan anlamı yoktu pek kaset sahibi olmanın. Küçümseyerek bakardık boğuk ses çıkaran teyp sahiplerine.
  Çift kasetçalar teypler çıktı sonradan. Ne büyük icat! Benim iki cihazı kablolarla birleştirme yöntemim birilerine ilham vermiş olmalıydı, kesin öyledir, benim fikrimi çalıp geliştirmişler. İki cihaz iç içe, ne büyük zeka! Yani kayıt yapmak için kablolara ya da başka bir kasetçalara gerek yok. Hatta iki kaseti aynı anda dinleyebilirsin. Karman çorman sesler yaratabilirsin. Kesinlikle takdire şayan bir buluş ama fikrim çalındığı için hiç gücenmedim açıkçası, insanlığın yararına olan bir şey sonuçta.
  Sonra tuş takımını geliştirdiler kasetçaların. Yeni ve de daha modern oldu. Daha rahat basılıyordu ve takır tukur sesler gelmiyordu artık. Babam da yeni bir müzik seti aldı. Kumandası bile vardı. Bir sürü tuş vardı üzerinde, hiçbir zaman ne işe yaradığını anlamadığım. Sadece radyoyu açıp kapamama ya da sesini kontrol etmeme yarıyordu. Diğer tuşları öylesine yapmışlardı resmen. Zengin gözüksün diye, görmemişlik işte. Görmemiş kumanda yapmış tutmuş kasetçalara koymuş, oysaki kumanda televizyon için yapılmıştır. Üstelik üzerine de bir sürü gereksiz tuş koymuş bizim görmemiş. Bak şimdi aklıma geldi de babam ona zamanında iyi para vermişti.
  Ona müzik seti diyordu herkes. Bense teyp diyordum. Hem de çift kasetçalardı düşünün! Sesi daha güçlü, daha net ve de kullanımı kolaydı. Bense küçük kırmızı teybimde dinlemeyi severdim kasetlerimi, çünkü müzik setini ne gezdirebiliyordum ne de sırtüstü yattığımda göbeğimin üzerine koyup uyuklayabiliyordum. Hem babam içini açmama da izin vermiyordu. Üstelik çok kaliteliydi kafası, hiç temizlemeye gerek yoktu. Bana çok sıkıcı geliyordu. Unutmadan söyleyeyim bir gözü daha vardı. Üzerinde tam olarak ‘compack disc’ yazıyordu. Kapağını açtığımda içine yuvarlak bir şeyin koyulacağı bir yuvası vardı, yanında ise dijital bir gösterge. Ben onu hep son zamanlarda çıkan taş plaklar için yapılmış sanırdım. Küçük taş plaklar vardı çünkü biliyordum. Onlara 45’lik, ya da 60’lık taş plak deniyordu. Taş plağın özelliği nostaljik olmasıydı ve bu dijital gösterge ile hiç yakışmıyor diye düşünüyordum. Yapan adam saçmalamış resmen, eski ile yeninin bu kadar kötü birlikteliği olamaz diye düşünürdüm. Meğer eski olan bizler olmuşuz artık elimizdekiler de tamamen teknolojik.
  Büyümekti ya bu, sorunlarımız da artıyordu artık. Armudun sapı, üzümün çöpü diye verilen örnekleri bu kapsıyordu demek ki. Büyümek… Yahu ben mutluydum küçük kırmızı teybimle uğraşırken, çok mutluydum hem de. Niye kimse sormadı ki bana büyümek istiyor musun diye. Aslında istiyordum büyümeyi ama niye kimse engel olmadı. Niye gün geçtikçe daha çok korkuyorum büyümekten? Ürküyorum resmen.
  Küçük kırmızı teybim vardı bir zamanlar. Takır tukur sesler çıkartırdı. Kasetlerimi sarar, zarar verirdi. Cdler yoktu, kasetçalarların ‘repead’ fonksiyonları da yoktu. İstediğin şarkıyı açamazdın hemen, ileri sarmak gerekliydi. Arada sırada kolonyalı pamuk ile temizlemek gerekirdi. Daha az karışıktı her şey. Basit mantığı vardı her şeyin. Nerede benim kırmızı teybim? Kasetlerimi dinlemek istiyorum.

Çok özlüyorum kasetlerimi. Eskiyi özlüyorum. Kapağını kırdığım küçük kırmızı teybimi özlüyorum.

Özlem Ekici / LEVLA LAVİN

Blogger, Grafik Tasarımcı, Öğrenci

4 yorum:

  1. Çok içlendiğimi yazmak istiyorum. Daha eski senelerden bahsedeceğim kesin ama benzer şeyler yaşadım. 16 yaşındaydım. Benim teybim griydi. Zaten renk ve model seçme şansım yoktu. Olsaydı mavi ve yeşil hariç, zaten o zaman siyah bir şey yoktu hatırladığıma göre,başka renk olsun isterdim... İşte o teybimin aynı zamanda radyosunda Adamo'yu, italyan şarkıcıları
    dinlerdim. Tek kasetçalarlıydı sanki. Kasetleri abime aldırırdım. Babam öyle çarşıya pazara yollamazdı. Abimle sıkı kankiydik. Sonra yatağımın içine girer (Uşak'ta kışlar çok soğuktu, odamız da)antenini yorgandan çıkarır sessizce dinlerdim. Bizde hep ohal olurdu. Radyom şahittir duygularıma, aşık olmalarıma. Şimdi kim bilir nerde değildir bile :( Babam vefat ettikten bayağı sonra evdekiler istedikleri her şeyi aldılar. Abim bir müzik seti almıştı. Artık diktatör vefat etmiş ve Ohal kalkmıştı. Ev plak ve longplayden geçilmiyordu. En sevdiğim melodi Mary Hopkin'in Those Were The Days melodisiydi. Üstüste beş kez dinlerdim. Çünkü kurduğum hayallere o yakışıyordu.

    Özlem bu gece bana nostalji yaşattın, sağ ol, ihtiyacım varmış. Gözlerim de ara sıra buğulandı. Büyümek hele yaşlanmak çok sancılı bir süreç. En güzeli ne biliyor musun canım. Her yaşta sevip, aşık olabiliyorsun. Bunlar, kendini daha iyi hissettiğin şeyler. Dilerim nerede yaşıyorsan mutlusundur. Sevgilerimle canım :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Böyle güzel şeylere vesile olabildiysem ne mutlu bana Ece abla :) Umarım sen de ömrünün geri kalanında hep mutlu olursun. Kucak dolusu sevgiler ablacığım :)

      Sil
  2. Eskiye dönüş yaşadım, kaleminize sağlık, efendim!..

    YanıtlaSil

Copyright 28.02.2016 - 2017© , Blogger Templates | Blogger Kişisel Blog Sitesi