ZAMANI DUYUMSADIĞIM BİR ATALET GECESİ

   Bazı şeylerin düzelmesi için zamana ihtiyaç olduğu konuşulur, öğütlenir. Bu şaşmaz bir gerçek olarak karşımıza konulur. Yaşını başını almışlar bu meseleye bir de yaşantılarından bir örnekle katkıda bulunup fikirlerini güçlendirmeye çalışırlar. Akranlar daha argodurlar. Küfürler falan, terk edilme hikâyeleri, saçma sapan daha bir sürü örnekle zamanın insana iyi gelebileceğini söylerler. Bu gerçeğe derin bir bağlılık duymamızı beklerler. Kızıp söylenmek, itiraz falan etmek nafiledir. Herkes aynı dili, aynı söz birliğini kurup aynı gerçeğe inanınca söylenecek pek fazla bir şey kalmaz kimseye. Fakat herkes ufak da olsa bu, zamanın her şeye yanıt olabileceği gerçeğine karşı kuşku da besler. Bir eşikten sonra bu bir avuntu aracına bile dönüşür. Ki ben bu zamanla geçiyor olacak yalanına inanmıyorum. Birinin bizi dürtmesi, tokatlaması lazım. Burada söylenecek çok fazla bir şey de yok. Yanıma gelip bu konuda akıl danışanlara yukarıda yazdıklarımı söyleyip geçiştirmeyi çok iyi niyetli bulmuyorum. Bunu söyleyip bizi senelerdir kandırmayı sürdürüyorlar. Kimse inanıyor olduğu şeye kuşku duyulmasını hoş karşılamaz. Temel gerçek burada karşımıza çıkar.



   Zamanın insana iyi geliyor olduğu yalanı kimseye bir şey kazandırmadı. Kazandırmayacak da. Herkes yaptığını yapıp, onunla kalacak. İyiler iyilikleriyle. Kötülerse yalan dolanlarıyla. Sanat, din yahut felsefe burada bize yardımcı olmaz. Bize fayda sağlayacak tek gerçek yine biz olacağız. İyi ve kötü gerçekleşirken yanınızda birileri olacak. Uzak ya da yakın burada önemini bir kenara bırakıyor. Asıl mesele bunlar gerçekleşirken en az bir tane muhatap olacak. İşin işten geçtiği kısımdan bahsediyorum. Orası evinize, odanıza girip kapınızı örttüğünüzde başlıyor. Muhatap burada değişir artık. Pencere, perde, masada unuttuğunuz dün geceden kalma meyve posası, okumayı yarıda kestiğiniz kitaplar ve kirli elbiseleriniz. Hatta müzik. Ve listesini yapıp izlemeye üşendiğiniz filmler. Bütün bunlar duyumsama becerinizi hassaslaştırır. Artık orası kafanızın içi olmuştur. Orada her şey daha bağımsız ve özgürdür. Baktığınız her şey hareket alanı bulmuştur kafanızın bir yerlerinde. Onları bir yerlere sürükleyip bırakabilecek kudrete sahipsinizdir. Dayanak bulmayı aradığınızda kendinizle kalacaksınız. Zaman size orada yardımcı olmaz. Zaman orada bir gerece dönüşmüştür. Ve öyle kalmayı sürdürecektir.  

Sanırım bu da böyle bir yazı ve geceydi. Hoş kalın, buralarda bir yerlerde görüştük. 

Özlem Ekici

Blog yazarı

6 yorum:

  1. Canım, girerken sorun çıkmadı, sevindim inan. Seni okumak bambaşka bir şey. Genç yaşına rağmen bu kadar derinlerde gezmen beni hayran bırakıyor sana. Genç olgunlaşmışsın.

    Zamanla unutulur, zaman her şeyin ilacıdır, bir de en kızdığım söz ki bana çok söylendi oğlumu kaybettiğimde "Hayat devam ediyor!" Bir incitirdi ki bu söz beni. Zaman ancak zemindir. İçinde olanlar ve sen, hepsi bundan ibaret. Birimizin başını okşadığını ya da bir sorunumuzu hallettiğini tespit eden olmuş mu ki? Sadece bir süre ve biz. Yani o söyleyenler formülü var ve bilimsel bir gerçekmiş de onaylanmışcasına konuşur, inanmamızı beklerler. Aynı yazdığın gibi zaman bir gereçtir. Çare içimizdedir. Sevgiler Özlem :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. "Genç olgunlaşmışsın." Saatlerdir aklımda bu cümlen Ece abla. O kadar doğru ki bir yerde keşke diyorum biraz daha fazla çocuk kalsaydım. Ama dediğin gibi çare içimizdedir. İçe dönük belki de çocuğumdur. Teşekkür ederim Ece abla. Sevgilerimle :)

      Sil
  2. zaman koyunda gizlediği bir bilinmez beynamaz ..... hangi acıya ilaç olmuş ki yorgun yüreklere olsun ....Zaman sustuğun yerinin değil dilinde kalandır ..Sessiz kaldım ...Çok güzel bir yazı olmuş dilerim her şey güzel gönlünce olur benim güzel adaşım canım benim sevgiler :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne güzel dizeler bunlar. Kalemine sağlık. Teşekkür ederim, kucak dolusu sevgilerle :))

      Sil

Instagram