Yazılarım E-postana gelsin.

Yaz E-Postanı!

3 Nisan 2017 Pazartesi

SAHRA - 2

Özlem Ekici
  Gözlerini bir saniye ayırmadan resme bakıyordu. Sahra’nın mimiklerinin değişip değişmediğini inceliyordu. Yavuz iki parmağıyla resmi kendine yaklaştırdı. İşaret parmağını Sahra’nın yanağına okşarcasına sakince koydu. Sahra geriye kaydı ama sonra bu hareketten hoşnut bir şekilde yüzüne mutlu bir ifade takındı. Yavuz, “Ne yapıyorum ben? Halüsinasyon görüyorum ve onunla oynuyorum. Uyumalıyım. Uykusuzluktan hayallere dalıyorum. Ah, Sahra! Senin yüzünden aklımı oynatıyorum.”

  Delirdiğini düşünen Yavuz bir anda masadan kalktığı gibi bir hışımla yatağa girdi. Yorganını başına kadar çektikten sonra gözlerini sımsıkı kapattı ve uykuya dalmak için bekledi. Günlerdir yorgun ve uykusuz olan bedeni çabucak uykuya teslim oldu.
****

  Yavuz elinde sevdiğinin eli dolaşıyordu Üsküdar’da, mutluluk saçıyordu ikisinin de yüzü. Mutluluğun anlamı buydu onlar için, yan yana olmak. Sahra’nın gözlerinin içi gülüyordu. Kalabalığın içinde iki sevgili dolaşıyorlardı. Bir ara ikisi de Kız Kulesine karşı durdular.

“Seninle yarın burada buluşmak istiyorum.” Dedi Sahra. Yavuz şaşırmış bir ifadeyle:

“Tamam ama yarın Sultanahmet tarafında gezecektik.”

“Ben burada buluşmak istiyorum. Olmaz mı Sevgilim?”

“Tamam, yarın öğleden önce burada buluşalım.”

  İki sevgili sözleştikleri yerde buluşmak üzere ayrıldılar. Yavuz sevgilisini vapura uğurladıktan sonra evinin yolunu tutmuştu. Yolda eski ve bir o kadar renkli giyinmiş bir kadın gördü. Önünde rengarenk orkideler, kasımpatılar, karanfiller ve kamelyalar vardı. Yarın vermek üzere bir demet beyaz orkide aldı eline ve mutlu bir şekilde evine girdi.

  Orkideleri eve girer girmez masanın üstündeki mavi vazoya ısladı. Vazoya çiçekleri yerleştirirken araya karışan bir tek beyaz kamelyayı fark etti. Usulca onu daha yükseğe çıkarıp parmaklarıyla okşadı.

“Sevgilimin güzelliğinin yanında sönük kalacaksınız ama en az sizler de onun kadar güzelsiniz.”

  Ardından mutlu bir şekilde üstünü değiştirip masasına geçti. Sevgilisine şiirler karalamak için kaldırdı kalemini ama bu sefer çiçeklere yazdı şiirlerini. Birkaç şiirden sonra uykusunun geldiğini anlayarak huzurlu bir ifadeyle yatağına girdi. Birkaç dakikadan sonra hülyalara dalmıştı bile.

  Sabah erkenden kalkmış sevgilisi ile buluşmak için hazırlanmıştı. Buluşmaya az kaldığını anlayınca vazodaki çiçeklerini alarak hızlıca evden çıktı. Yine hızlı adımlarla Üsküdar’ın yolunu tutmuştu.

  Sahra içindeki buruk hüzne rağmen orkideleri eline alınca çok mutlu olmuştu. Bugün ayrılığın geldiğini söylemek için burayı seçmişti. Kız Kulesine karşı bir yerde durup söze girmek istedi. Ancak tam o sırada Yavuz’un onu çekiştirmesiyle bir fotoğrafçının önüne geçtiler. Yavuz:

“Sevgilim, bu güzel günden ve bu güzel halinden bana hatıra kalması için lütfen.” Diyerek ısrar ediyordu.

  En son ısrarlarına dayanamayarak elindeki çiçeklerle objektifin karşısına geçti. Yüzünde biraz hüzün çokça da mutluluk vardı ama fotoğrafta hüznünü tam olarak saklayamadı.

  Resmi parmakları arasına alan Yavuz karşısındaki güzelliğe tutulmuşçasına bakıyordu.

“Öyle güzelsin ki…” kelimeleri döküldü dudaklarından.

“Sevgili, umarım bu resim ben yokken hep seninle olur ve beni sana aratmaz.”

  Yavuz şaşırmıştı ve bu sözün nedenini sormak için sevgilisine döndüğünde Sahra ağlıyordu. Anlamıştı Yavuz, bu ayrılık demekti. Yavuz sertçe yutkundu ve resmi parmakları arasından düşürdü. Resim havalanıp denize doğru yol alırken garip giyinimli bir kadın resmi tuttu. Resmi inceledi kadın ve ardından elinin içine sarıp resmi Sahra’nın avucuna bıraktı. Sahra teşekkür ederken kadın Sahra’nın kulağına bir şeyler fısıldamıştı. Sahra ise şaşırmıştı ama durumu Yavuz’a belli etmedi. Yavuz ise halen suskunluğunu sürdürüyordu.

  O gün suskun geçti Yavuz için, Sahra ise durumu açıklamaya çalışıyordu. Sevgilisinin bu durumu onunda üzülmesine sebep olmuştu ve elinden bir şey de gelmiyordu. Planladıklarından daha erken ayrıldılar o gün. Son buluşmaları olduğunu bilse Yavuz, bu kadar erken bırakmazdı sevdiğini. Yavuz, Sahra’yı o gün son kez gördü.

  Ertesi gün sevgilisinden ilk mektubunu aldığı zaman durumun farkına vardı. Yavuz tıpkı o günkü gibi acıyla inleyerek yataktan kalktı. Bu rüyayı o günden sonra her gün görür olmuştu. Ama ya o resmin hareket edişi veya ağlaması, bu ilk kez gördüğü bir rüyaydı. Yanı başındaki sehpadan su bardağına uzandı. Bir yudum su içti ve geri yattı. Yatakta o günü tekrar düşündü. Sahra neden o gün son kez buluştuklarını söylememişti? Neden gidiyorum dememişti? Bu sorular eşliğinde daldı uykuya. Tekrar o güne el ele Üsküdar’da dolaştıkları güne döndü. Yine el ele mutluydular ve yine yarın orada buluşmak için sözleştiler. 

  Yarın oldu ve elinde orkidelerle Yavuz mutlu geldi. Sahra orkideleri alınca mutlu oldu ve resim çekildi. Resim denize doğru uçtu ve kadın onu geri getirdi. Yavuz ayrılacaklarını tekrar anladı ve tekrar sustu. Sahra uzun uzun konuştu ve erkenden ayrıldılar o gün.



  Ertesi gün yine bir mektup geldi. Amsterdam’dan gönderilen bir mektuptu gelen ve üzerinde Sahra yazıyordu. İçinde acı dolu gerçekler vardı. İçinde Sahra’nın son resmi vardı. İçinde kırılmış paramparça olmuş bir aşk vardı. İçinde son kamelya vardı. İçinde ayrılığın koskoca olmuş acısı vardı, dokundukça okudukça parmak uçlarından yüreğine süzülen. Beklemenin acısı düğümleniyordu boğazına ve acısı yüreğine kazınıyordu. Acıydı her harf, okudukça yüreği kanatan. Okudukça yaraladı Yavuz’u, dokundukça canını acıttı. Beklemeye başlamanın ilk günüydü. Hiç açılmayacak bir düğüm atıldı o gün. Yavuz’un boğazında beklemenin verdiği acıdan bir düğüm oldu. Yavuz uykusunda acıyla inledi. Yine o günkü gibi karaladı kağıtları. Defterin yapraklarını parçaladı. Yazdı, içini döktü, acılarıyla kağıtları kirletti. Acıyla son buldu rüyası. Acı gitmedi ama rüya bitti.

BÖLÜM 2 SONU

Özlem Ekici / LEVLA LAVİN

Blogger, Grafik Tasarımcı, Öğrenci

0 yorum:

Yorum Gönder

Copyright 28.02.2016 - 2017© , Blogger Templates | Blogger Kişisel Blog Sitesi

Levla'nın Not Defteri - Kişisel Blog | Copyright © 2017