Yazılarım E-postana gelsin.

Yaz E-Postanı!

27 Kasım 2016 Pazar

Marquez’den Veda

Özlem Ekici


   Nobel ödüllü dünyaca ünlü yazar Gabriel Garcia Marquez 2014 yılında hayatını kaybetmişti. Marquez’in ailesine yakın kaynaklar, Marquez’in, Meksika’nın başkenti Meksiko’daki evinde 87 yaşında hayata veda ettiğini açıklamıştı.

    “Büyülü gerçekçilik” akımının en önemli isimlerinden olan Marquez, 31 Mart’ta hastaneye kaldırılmıştı. Ünlü yazara aşırı su kaybının yanı sıra akciğer ve idrar yolları iltihabı teşhisi konulmuş, antibiyotik tedavisinin ardından taburcu edilmişti. “Yüzyıllık Yalnızlık”, “Kolera Günlerinde Aşk”, “Kırmızı Pazartesi”, “Albaya Mektup Yazan Kimse Yok”, “Labirentteki General”, “Aşk ve Öbür Cinler” ve “Bir Kayıp Denizci” gibi unutulmaz eserlere imza atan Marquez, 1982’de Nobel Edebiyat Ödülü’ne layık görülmüştür.


    Yaklaşık 30 yıldır Meksika’da yaşayan Marquez, yaşam öyküsünü anlattığı “Anlatmak için Yaşamak” adlı son eserini 2002’de yayımlamıştır. Marquez’in, 1967’de yayımlanan “Yüzyıllık Yalnızlık” adlı kült romanı 25’ten fazla dile çevrilmiştir. Yaşamını Edebiyata adayan koca çınar Marquez ölümünden kısa süre önce tüm insanlığa hediye gibi bıraktığı Veda Mektubunu sizlerle paylaşmak istedim.

Marquez'in Veda Mektubu

   “Tanrı bir an için paçavradan bebek olduğumu unutup can vererek beni ödüllendirse, aklımdan geçen her şeyi dile getiremeyebilirdim, ama en azından dile getirdiklerimi ayrıntısıyla aklımdan geçirir ve düşünürdüm. Eşyaların maddi yönlerine değil anlamlarına değer verirdim. Az uyur, çok rüya görür, gözümü yumduğum her dakikada, 60 saniye boyunca ışığı yitirdiğimi düşünürdüm. İnsan aşktan vazgeçerse yaşlanır. Başkaları durduğu zaman yürümeye devam ederdim. Başkaları uyurken uyanık kalmaya gayret ederdim. Başkaları konuşurken dinler, çikolatalı dondurmanın tadından zevk almaya bakardım. Eğer Tanrı bana birazcık can verse, basit giyinir, yüzümü güneşe çevirir, sadece vücudumu değil, ruhumu da tüm çıplaklığıyla açardım. Tanrım, eğer bir kalbim olsaydı nefretimi buzun üzerine kazır ve güneşin göstermesini beklerdim. Gökyüzündeki aya, yıldızlar boyunca Van Gogh resimleri çizer, Benedetti şiirleri okur ve serenatlar söylerdim.


   Gözyaşılarımla gülleri sular, vücuduma batan dikenlerinin acısını hissederek dudak kırmızısı taç yapraklarından öpmek isterdim. Tanrım bir yudumluk yaşamım olsaydı… Gün geçmesin ki, karşılaştığım tüm insanlara onları sevdiğimi söylemeyeyim. Tüm kadın ve erkekleri, en sevdiğim insanlar oldukları konusunda birer birer ikna ederdim. Ve aşk içinde yaşardım. Erkeklere, yaşlandıkları zaman aşkı bırakmalarının ne kadar yanlış olduğunu anlatırdım. Çünkü insan aşkı bırakınca yaşlanır. Çocuklara kanat verirdim. Ama uçmayı kendi başlarına öğrenmelerine olanak sağlardım. Yaşlılara ise ölümün yaşlanma ile değil unutma ile geldiğini öğretirdim. Ey insanlar! Sizlerden ne kadar da çok şey öğrenmişim. Tüm insanların, mutluluğun gerçekleri görmekte saklı olduğunu bilmeden, dağların zirvesinde yaşamak istediğini öğrendim. Yeni doğan küçük bir bebeğin, babasının parmağını sıkarken aslında onu kendisine sonsuza dek kelepçeyle mahkum ettiğini öğrendim. Sizlerden çok şey öğrendim. Ama bu öğrendiklerim pek işe yaramayacak. Çünkü hepsini bir çantaya kilitledim. Mutsuz bir şekilde… Artık ölebilir miyim?




Artık Facebook üzerinden de takip edebilirsiniz: buyrun buradan


Özlem Ekici / LEVLA LAVİN

Blogger, Grafik Tasarımcı, Öğrenci

8 yorum:

  1. Paylaştığınız bilgiler için teşekkürler. Gerçekten çok farklı bir yazar. Yüzyıllık Yalnızlık kitabını mutlaka okumak gerek.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben teşekkür ederim. Kesinlikle Marquez çok farklı bir yazar. Yüzyıllık Yalnızlık ve Kırmızı Pazartesi kitaplarını mutlaka okumanızı öneririm.

      Sil
  2. Marquez'e dair yeni şeyler öğrenmeyi seviyorum. Çok güzel bir yazı olmuş :)

    YanıtlaSil
  3. Yeni katıldığım bir toplulukta sizi ve Marquez'e dair yazınızı gördüm. Okudum ve bu kadar detay bilmiyordum, çok etkilendim. Önerdiğiniz kitaplarını okumaya çalışacağım.
    Sizinkine benzeyen siyah fonlu ve mausun gezindiği yerlerden dökülen yıldızcıkları olan bir blog yazarı kızım vardı. Sonra maalesef yazmayı bıraktı.
    Çok güzel bir bloğunuz var. Daha sonra gelip diğer yayınlarınıza da bakacağım. Sevgilerimle :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Öncelikle hoş gelmişsiniz. Beğenmenize ve birkaç cümle de olsa bir bilgi aktarabildiğime çok sevindim. Bu güzel yorumunuz için de çok teşekkür ederim. Bahsettiğiniz blog yazarını maalesef bilmiyorum lakin keşke yazmayı bırakmasaymış. Çünkü yazmak, bu gelip geçici dünyada kalıcı bir iz bırakabilmenin güzel yollarından biri. Bu yüzden yazarlığı bırakmasına üzüldüm.

      Sil
  4. Fareyle oynamaktan epey bi kendimi alamadım. :)
    Paylaşımınız için teşekkürler ölmeden önce bazı şeyleri keşke fark edebilse insan.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bazen ben bile sadece onla oynayabilmek için giriyorum :) Yorumunuz için teşekkür ederim, dediğiniz gibi keşke fark edebilse insanlar ama biliyoruz ki bir şeyin değerini kaybetmeden önce anlamıyoruz sanırım bu yüzden yitirmeden farkına varamayarak göçüp gidecek insanlar bu dünyadan.

      Sil

Copyright 28.02.2016 - 2017© , Blogger Templates | Blogger Kişisel Blog Sitesi

Levla'nın Not Defteri - Kişisel Blog | Copyright © 2017