Yazılarım E-postana gelsin.

Yaz E-Postanı!
ÖZGÜRÜZ(?)
"Ben özgürüm!" diyebiliyor musunuz? Özgür değilsiniz. Sadece zincirleriniz uzun.
2 ARALIK 2016
Oyuncağımı Benden Almayın!
Toprağını kaybetmiş bir dünya, yeşilliği solup gitmiş bir orman, yıldızları sönmüş bir gökyüzü... Tüm bunların bir farkı var mıydı oyuncağını kaybetmiş bir çocuktan? Ve 'mutluyum' dedim geceye. 'Ben mutluyum. Bu sefer mutluluğumu benden alamazsın.'
1 Ocak 2017
BEN
âcizliği bu kadar âşikârken başı kumda olanlar.. hey ! sen, siz, onlar..! perdelerin arkasına gizlenenler ! ben sizi görüyorum.
7 Temmuz 2017
Dönüp Dönüp Başa Sarmanın Dayanılmaz Ataleti
Çok güzel metinler okudum sanat, edebiyat adına. Çok güzel müzikler dinleyip, çok güzel resimler izledim uzun uzun. İnsanın ürettiği her şeyin önemli olduğuna her zaman inanmaya devam ettim.
20 Aralık 2016

15 Temmuz 2017 Cumartesi

BİTİŞ

Özlem Ekici

Seyri değişmiş bir şehir,
Boğuk hem,
Hem kargaşa, hem kasvet ve daha birçoğuna mensup.
Şehir, bazen beni andırıyor bana.
Yüzümü döndüğüm her yer ayna dolu ve hüznüm sesime katık.
Ben, herhangi birisiyim herhangi biri için.
Öldüm olası bir yerde, herhangi bir sebepten, herhangi bir şekilde.
Herhangi bir çocuk oldum.
Durdum, koştum, durdum.
Koştuğum her yerden babama, durduğum her yerden anneme açılan bir pencerenin camlarını taşa tuttum.
Taşları yonttum, yaşa tuttum.
Bir şiire başladım burdan.
Sen, çok güzel bir önsöz olarak belirdin.
Sen zaten her yerde güzel durursun.
-herhangi birisi bile bilir bunu-
Baktın adın geçiyor mısranın tekinde, baktın olmuyor, baktım olmuyor yazmam artık zaten.
Ağırlığın kadar harfi boğazıma dizip, bir ton şiiri musallat edersin bana.
Belki kimsenin harcı değil bu ve hafriyat halen çok sermaye gerektiriyor,
Sen kötü kalpli bir insandan arınır, bir Meryem olursun.
Bir kitapta rezerve olur yerin, arka dörtlü beşlenir, geldik ve uyandık oluruz biz o zaman.
Eğik ve zemberek bir okunuşu olur sonra bu şiirin.
Okunduğu gibi olunmayan bir yerde,
Artık,
Ağzına alıp alıp durma yazılanı-çizileni, mesela diyalektik, mesela kısır döngü ve düşünmek için var bu geceler.
Belki yazmak yoruyor, belki ben ne yapacağımı bilmiyorum.
Belki bir şey yapılamaz, belki olmaz, belki tebessümü ülkeler arasında bölüşmek tüm mesela.
Belki dünden beridir aklıma gelen bir şey vardır.
Belki unuturum, belki hatırlamak istemem.
Yeni alınmış bir kolye gibi yeni yeni tavırlar takın.
Düşman olma hem !
Hem anımsa, okunmuş bir şiiri kaç üfleme sonunda un ufak edişini !
Bir kere de bu karşı taraftan taraf ol.
Bir de oradan bak buraya.
Unutma hem !
Aslında yalnızca yalnızız biz.
Ki bu yalnızlık da, kişinin kendisiyle konuşma sürecinden sayılacak illa.
-Konuya ilişkin-
Ben birkaç saattir yalnızım ve sen ne arıyorsun içimde ?
Dişlerimi aralayıp gülüyorum ve sen içime oturuyorsun.
Dokunuyorsun. 
Hem kalk!
Kalk, durduğun her yerden !
Hem başkasının mutluluğuyla mutsuz olunmaz, başka mutsuzluktan mutluluk türemez.
Türemez işte.
Bu ne türev, ne alışmışlık.
Bu sadece yutkunarak tükenmişlik..
Bu yutkuna yutkuna can veriş, yutkuna yutkuna bitiş..

11 Temmuz 2017 Salı

SABAHLARIN BİR ANLAMI OLSUN

Özlem Ekici

Vega ne demiş arkadaşlar:
 “Bu sabahların bir anlamı olmalı.”
Olmalı bir şeyler artık. Bulunduğumuz noktadan bir adım öteye gidemeyecek duruma geldik. Kaldı ki bu kötü durumdan kurtulmak için beklemek dışında hiçbir uğraş vermiyoruz. Kimse çabalamadan bir başarıya ulaşmaz. Başarı deyişimde bir problem yok. Yok çünkü zor bir durum ve kolay aşılamayacak bir dağ gibi. Tırmanmaya çalıştıkça gücünüz tükeniyor, ilerledikçe “dağın öteki yüzü”nü görmeye başlıyorsunuz. Gerilediğinizi hissediyorsunuz belki fakat öyle bir şey yok. Her çabalayış size bir şey katar ve sizi asla geriye atmaz.


7 Temmuz 2017 Cuma

BEN

Özlem Ekici
âcizliği bu kadar âşikârken 
başı kumda olanlar..
hey ! sen, siz, onlar..!
perdelerin arkasına gizlenenler !
ben sizi görüyorum

ama hiç anlamıyorum, anlayamıyorum
hiçbir zaman da anlayamayacağım;
çünkü ben,
anlamsızlıkları kalıba sokmak yerine
anlamları düşünüyorum sâde;
ve onları duyuyorum, görüyorum, hissediyorum..
çünkü ben; benim.


6 Temmuz 2017 Perşembe

NALÂN

Özlem Ekici

Merhaba Nalân... bu sen misin, 

Yoksa sen mi sandım; 
Biri çimdiklesin beni...
Şöyle ışığa gel de göreyim, 
Beni dümdüz eden, 
O yalandan da yalan gözlerini...

Merhaba Nalân...

Amortiden mi çıktın güzelim? 
Bak yine şapşal ettin bizi...
Oysa ne güzel unutmuştuk
Ve ne güzel sona ermişti, 
O gerzek pembe dizi! ..

1 Temmuz 2017 Cumartesi

KALEMDEN #34

Özlem Ekici
  Uzun bir zamanın ardından merhaba diyerek başlamak istiyorum kelimelerime, bundan sonra yaşayacağım her saniyeye de merhaba... Hayatın koşuşturması arasında uzun uzun kendimi dinleyecek,kelimelerle baş başa kalacak pek vakit bulamadım, bu yüzden de yazıya dökemediğim cümleler artık kafamda hareketli birer nesneye bile dönüşmüş olabilirler. Kendi kendime beynimde konuşuyor bile olabilirim. :) Size bir sır vereyim mi kendi kendine konuşana değil de kendi kendine konuşmayana deli denir zannımca çünkü o kişi yaptığı, söylediği hiçbir şeyi sonradan düşünmediği için doğruları ya da yanlışları arasındaki ayrımın çoğu zaman farkına varmayacaktır. Bu yüzden kendi kendinize konuşmak, saatlerde düşünmekten asla kaçınmayın...

      Kaybolan yıllarımın enkazları arasından gün yüzüne bakmaya çalıştığım günlerden birindeydim. Böyle günleri çok sık yaşamazdım çünkü hayatım bir amaçsızlıkla devam ediyordu. Yaşamak için yaşayan biri olmuştum çok zaman önce. Kaybettim ve kaybettiğim hiçbir şey için çaba göstermedim bu yüzden sadece ''hiç'' olarak sürdürüyorum yaşamımı. Bildiğim her şey çevremde ışık hızıyla değişiyor ve ben hiçbirine yetişemiyordum. Tanıdığım, hatıralarımın arasından gün yüzüne çıkmaya çalışan ne varsa hepsi birer yabancı halinde çevremde dolaşıyordu. Kaybolmuş şehrin anıları kalbimin tozlu raflarında gün ışığına muhtaç bir şekilde yaşıyordu. Artık bu şehre kimse uğramıyordu, mahallelerinde maç yapan çocuklar, kaldırımda oturan kadınlar, bağırarak sokak sokak dolaşan eskiciler, baloncular, simitçiler; hepsi sislerin ardından kayboluşa hükmetmişti. Tanımadığım bir terk edilmişlik sarmıştı çevreyi. Virane olmuş bir yaşanmışlık vardı etrafta, kış günlerine hakim olan sessizlik... Herkesin dilinde insanlık ölmüş cümleleri dolanırken hayata, kötülüklere umutsuzluklara inat yaşayan biriydim bir zamanlar. Sonra ne olduysa oldu işte; benden giden herkes hayatıma bir enkaz bırakarak gitti ve sonunda gördüğünüz bu enkaz yığını oluştu. Evet artık kırık dökük tuğlaların ardında gün ışığı görmeyi bekleyen bir enkaz yığınıyım. Böyle oldum belki de böyle oluşturuldum, hatırlamıyorum ama koskoca bir yaşanmışlığın izlerini taşıyorum her yanımda.

Copyright 28.02.2016 - 2017© , Blogger Templates | Blogger Kişisel Blog Sitesi