The Vegetarian by Han Kang, kitabını bitirdim. Hakkında düşüncelerim şunlar:
Kişisel fikirlerime yer vermeden önce biraz yazar ve kitaptan bahsetmek istiyorum. Han Kang, bir röportajında üniversite yıllarında okuduğu Güney Koreli yazar Yi Sing’in I believe that humans should be plants" cümlesinden çok etkilendiğini, bu cümleden yola çıkarak 1997 yılında The Fruit of My Woman adlı, kadının bitkiye dönüştüğü bir kısa öykü yazdığından bahsediyor. Romanı, bu öyküden yola çıkarak, daha karanlık ve sert yazdığını, romanında şiddeti ve masumiyetin olanak(sız)lığını sorguladığını ifade ediyor.
Kitap üç bölümden oluşuyor ve biz de üç farklı kişiden dinliyoruz, izliyoruz. İlk olarak The Vegetarian olarak bahsi geçen Yeong-hye ve kocasının hayatına kocası gözünden görüyoruz. İkinci kısımda ablasının (İnhe kocasının gözünden ve son kısımda da ablasının gözünden okuyor, düşünüyor ve yaşıyoruz.
Her şeyden önce bahsetmeliyim ki rahatsız edici ve karamsar birçok yer vardı. Hatta başlangıçta okumakta o kadar zorlandım ki kitabı uzattım, uzak durdum. En sonunda bitsin bu işkence diyerek devam ettim diyebilirim. Sorguladığı ve savunduğu meseleler elbette güzeldi, ancak bunları yaparken daha az rahatsız edici bir konu seçilemez miydi? Neyse biraz daha derinlere dalalım.
Kitaptaki The vegetarian denilen kadın Yeong-hye aslında ailesindeki her fert gibi et yiyebilen ve hatta kocasının deyimiyle yemek yapma konusunda çok da başarılı bir kadın. Sanırım önce kocasına değinmemiz lazım ki kitapta ilk karşılaştığımız kişi o. Mr Cheong, karısını diğer kadınlardan ayıran herhangi bir özelliği bulunmadığı için seçtiğini söyleyerek başlıyor kendini tanıtmaya. Karısı o kadar sıradan bir kadın ki aslında onunla evlenirken kendini bir nevi sefil gibi hissettirmeyecek birini bulduğunu söylüyor. Tabi bunu o farklı bir şekilde söylüyor ama ben ona sefil demeden duramazdım. Peki Yeong-hye neden böyle sıradan denilen bir kadın olarak görülüyor kısmına girecek olursak bu kısımda konuşmamız gereken çok fazla mesele var ve aslında kitapta sorgulatılan ve savunulan düşünceler onun üzerinde birikiyor.
Bir gece bir rüya görüyorsunuz ve uyandığınızda artık et yiyemeyecek bir hale geliyorsunuz. Bundan sonra kocanız için sıradan olan siz artık sıradandan çok ucube diyebileceği biri oluyorsunuz. (Bunlar kocasının kelimeleri ama yazarken bile o sefil adama kızmamak elde değildi.)
Kitapta metafor diyebileceğim birçok öğe ile karşılaştım ve hiçbirini spoiler vermeden anlatabileceğimden emin değilim. Rüyalardan, ağaçlardan, moğol lekesi gibi öğelerden bahsediyorum. Bunları okuduğunuzda anlamanız için şimdilik sadece es geçiyorum.
Bir kadın romanı diyebileceğim bu kitapta kadın olarak daha doğumdan itibaren hayata eksiyle başlanılan, kadının belli kalıplara sokulduğu bir toplumda, bu durumun kadınlarda yarattığı baskıyı, bu baskının yarattığı sessiz şiddeti, çaresizliği, çaresizlikten yok oluşa doğru giden yolu izliyoruz. Aslında çok da yabancı olmadığımız bir gerçek bu. Baba otoritesinin kurbanı olan çaresizliğinden git gide duyarsızlaşan çığlıklarını belki de hiç atamayan bir kadının öyküsü. Kitapta rahatsız olduğum kısımlar bunlar değildi elbette, karısını sıradan ve ucube gibi tanımlara sokan bir adamın bile ne kadar sefil iğrenç düşünceleri var diyorken hemen ardından "senin bir karın varken karının kardeşine de öyle bakılmaz..." diye devam edecektim ki bu kısımlar küfür içerebilirdi.
Kitap bilinç akışı tekniğiyle yazılmış ve bunu rüyaların dile getirildiği kısımlar da dahil kopukluk veya uçarılık hissettirmeyerek yapmış. Bu çok güzel bir akıcılık sağlıyor. Kurduğu kısa ve yalın cümlelere rağmen, atmosferi, rüyaları, iç dünyaları son derece başarılı bir şekilde aktarmıştı. Süslü ve abartılı anlatımlarla ezilen tek bir satır yoktu. Net ve duygulara odaklı cümleler ile anlam arayışınız veya sorgulayışınız akıp gidiyor.
Elbette edebi doygunluğu ve güzel tekniği beni bu kitabı bayılarak okumama yetecek değildi maalesef. Bu sorgulamaları ve savunmaları daha az rahatsız edici bir şekilde yapamaz mıydık sorusu ile kitabı okudum. Bilmiyorum, belki de yapamazdık ama en azından bu deneyimi ben bu sorgulamaları ve savunmaları bu rahatsız edici unsurlardan uzakta yapma taraftarıyım. Bende bu kitabın böyle bir izlenimle kalacağına eminim.
Biliyorsunuz uzun zamandır birçok dilde farklı kitaplar okumaya çalışıyorum ve bunları İngilizce başta olmak üzere yine okuduğum dillerde incelemeye özen gösteriyorum. Bu gibi kitap incelemesi paylaşımlarımı goodreads hesabımda bulabilirsiniz. Ayrıca bu kitabın İngilizce olarak okuyup yorumladığım Goodread incelemesi için tık tık da buradan yapabilirsiniz.
Artık substack hesabımda aktif olarak bir yazı oluşturma sürecine girdim. Her yeni yazıda maile geliyor falan, bence çok verimli bir sistem. Takip etmek ve destek olmak isterseniz onun için de şöyle tık tık













.jpg)

























